


Ahmet Soysal*
Frans Hals: ¨Haarlem Yaşlılar Hastanesi Yöneticileri¨. Bu resmi işledi Ömer Uluç, Berlin’de. İhtiyar Frans Hals’ın sinirli darbeleri ölüme gönderiyor. İnsani derinlik, boşluğa, hiçliğe erişiyor… Durgun ve dayanılmaz şiddetin sonu. İhtiyar kadınların yüzleri, yaşamın sınırlarında, canavarsı bir gerçekliğe sahip. Hiçbir alay yok Frans Hals’ın resminde. Abartı, ama gerçeklikten fışkıran bir abartı. Yüzsüz figürler: Nötrleştirme etkisi. Frans Hals’ın tablosu, yüzlerin ifadesiyle etkin. Oysa Ömer Uluç’ta yüzler kayıp. Anonimleşme bir ¨ölüm sonrası¨durumu. (Bir ¨sonradan yapma¨ çerçevesi.) Ömer Uluç bu resmi yeniden ele alırken kendi yollarını koruyor, ama orijinal resmin ağırbaşlılığını da koruyor. Ömer Uluç’un oyunlarının karanlığa kapalı olmadıklarını daha iyi seziyoruz şimdi. (Zaten Ömer Uluç’un alayında alay kendisiyle de alay ediyor; oyun kendisiyle oynuyor… Derinliği belki bu düzeyde ele almak gerekli. Psikolojik derinlikten çok, düşünsel derinlik.) Bir hayat devinimi olan resim coşkusu, karanlığı, hatta ölümü ne yapacak? Bakınız Batı Resmi Tarihine. Modern Türk resminin ölümü keşfetmesi gerekliydi. Bir hayat deviniminin doğrultusunda ölüm, kaçınılmaz bir göndermedir.
Galeri Artist, Ömer Uluç kitabı, sayfa 245
A Short Writing Exhibition for Ömer Uluç-1997
Frans Hals: “Regents of the Old People’s Hospice in Haarlem.” Ömer Uluç “worked on” this painting in Berlin. The nervous brush strokes of old Frans condemns everything to death. Human depth reaches a certain void, nothingness… The static and unbearable violence of “the end.” The faces of the old women have a monstrous reality verging on the edge of life. There is no mockery in Frans Hals’s painting. There is exaggeration, but an exaggeration gushing out of reality itself.
Figures without faces: an effect of neutralization. Frans Hals’s painting is effective because of the expressions on the faces. Whereas, in Ömer Uluç, the faces are missing. Anonymity… an after death condition. (a frame of “post- production”).
When Ömer Uluç took up this painting anew, he preserved his own methods, but he also preserves the solemnity of the original painting. We can now sense intensely that Ömer Uluç’s games are not closed to darkness.
(Anyway, in Ömer Uluç’s mockery, mockery mocks at itself; the game plays with itself… Maybe depth should be handled at this level. Philosophical depth rather than psychological depth.)
As a dynamic movement of life, the joy of painting has nothing to do with darkness or even death! Just have a look at the history of Western painting. İt was essential for Modern Turkish art to discover death. İn the movement of life, death is an unavoidable referent.
Galeri Artist, Ömer Uluç, A,B,C, D, Sea Devils Book, page 245, 2002, traduction to English: Leyla Tiryakioğlu, Yurdanur Salman
